Yönetimden Neden -Hala- Memnunum

  • Öncelikle bu konuyu açmak için fazlasıyla zor bir gün, fakat ben biraz tepkilerin adresinin yanlış olduğunu düşündüğüm için açma gereği duydum.


    Derdimi anlatabilmek için Aziz Yıldırım'ın neden istifa etmesini istediğime değinmem gerekiyor. Alex'i yolladığı için değil, Aykut Kocamanla yaşadıkları için değil. Çok basit iki sebep yüzünden: Azizsilin ve mali yönetim.


    Azizsilin işin ilk ayağıydı çünkü mali yönetim krizinden evvel bunu yaşadık. Temel olarak bir başkanın yahut idarecinin soyunma odasına girmesini ve takıma karışmasını doğru bulmuyorum. Bu takımın antrenörü için otorite sorunu yaratıyor ve bu noktadan sonra, antrenörün her kararı oyuncular için üst yönetime taşınabilir, orada müzakere edilebilir bir mesele haline geliyor. Antrenörün kim olduğu ve kararın ne olduğundan bağımsız, yönetimin ve idarecilerin bu konulara karışma yetkisi olmamalı. Bilgileri yok, antrenman verilerine sahip olmamak bir yana oyun ve maç içindeki bilgi akışına sahip değiller (aynı maçı izliyorlar fakat o hafta oturup belki de 20 saat üzerinde maç videosu izleyip analiz eden onlar değil, dolayısıyla bilgileri eksik); bilgi akışına bir şekilde sahip olsalar dahi yetkinlikleri yok. Bu işin eğitimini almış kimseler değiller bu sebeple kararları kategorik olarak yanlış. Doğru çıksa dahi yanlış. Burada dışarıdan yorumlamaktan bahsetmiyorum, soyunma odasının içine girip o kararı verdiğiniz zaman yanlı, yoksa hepimiz elbette dışarıdan izleyip, kendi bilgi ve becerimiz doğrultusunda yorumluyoruz.


    Aziz Yıldırım bunu seneler boyunca yaptı, bazen başarılı sonuçlar da aldı (doğru da olsa yanlıştır kısmı benim için burada önemli) çünkü uzun vadede bu hep bize zarar verdi. Öte yandan Aziz Yıldırım'ın bu konuda haklı bir savunması da vardı. Bu konuda kendisine eleştirildiği zaman diyordu ki "taraftar takım başarısız olunca bana kızıyor, ben o zaman tabii ki karışacağım." Baktığınızda bu da haklı bir savunma, eğer siz alakanız olmasa dahi bazı meselelerden sürekli sorumlu tutulsanız, siz de bir süre sonra yetkinize ve bilginize bakmadan o konuya sürekli müdahil olursunuz. Sonuç kötü olunca, kabak sizin başınıza patlayacaksa, düzeltmek için var gücünüzle çalışırsınız. Bu bağlamda Aziz Yıldırım'ın iki seçeneği vardı, ya diyecekti ki benimle alakası yok, ya da takımın içine dalacaktı. O da ikinciyi seçti.


    Yukarıda bunun neden zararlı olduğunu anlattım, birincisi de bize ilk bakışta mantıksız geliyor. Ben size desem ki takımın başarısının başkanla bir alakası yok; siz bana haklı olarak gerizekalı mısın dersiniz. Fakat ben yine de takımın başarısının başkanla alakası olmadığını söyleyeceğim :) Fakat ufak bir nüans farkıyla, takımın seneden seneye başarısının başkan ile alakası yok. Bir sezonda türlü şeyler yaşanabilir ve bazen öngörülen, bazen öngörülemeyen sebeplerle başarısızlık yaşanabilir. Fakat bunların hepsinden başkan ve yönetim sorumlu tutulduğu takdirde, onlar doğal bir refleks olarak işlerin içine daha fazla girmek isteyecektir. Ben başkan ve yönetimin başarıdan sorumlu olduğunu ancak bunun daha geniş bir perspektifte bir başarı olduğunu ve o çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ne peki bu geniş perspektif?

    • Takımın yönetim şeması belirli mi?

    İdari menajer mi var, Futbol Direktörü mü yoksa A Takım Antrenörünün idmandan oyuncu seçimine her şeyde son karar verici olduğu bir yapı mı?

    • Belirlenen yönetim şeması içinde görevler belirli mi?

    Yukarıdakilerden hangisi seçilmiş olursa olsun, bu seçilen yapı içindeki kişilerin görev tanımları belirli mi? A Takım Teknik Direktörü nelerden sorumlu, Futbol Direktörü hangi noktalarda devreye giriyor, Oyuncu İzleme Departmanı varsa ne kadar söz sahibi.

    • Ve asıl nokta, belirlenen yapı başarılı mı?

    Burada yapının başarısı ve takımın aldığı sonuçlar birbiri ile paralel gidebileceği gibi, aykırı da gidebilir. Transfer ettiğiniz oyuncular kağıt üstünde iyidir ama verim alamıyorsunuzdur ya da oyuncular gelişiyordur ama neticeye yansımıyor olabilir. Bazen de yapı aslında doğrudur ancak yapının başındaki isim yanlıştır, sorumluluklar bellidir, takım da fena oynamıyordur ama hedeflerine de ulaşamıyordur. Bunlar da olabilir.


    Bu çerçevede, Fenerbahçe 20 yıllık bir yapıyı değiştirmekle işe başladı. Hocaların da değil başkanın son karar merci olduğu, ve 20 yıl hüküm sürmüş bir yapı.


    Yapı olarak Futbol Direktörü'nün olduğu, Teknik Direktörün onun altında yer aldığı bir sistemi tercih ederek işe başladı Ali Koç yönetimi. Cocu yönetiminde sezona felaket girilmesinin arkasından, Ali Koç çok ayak dirediği Ersun Yanal tercihini yapmak zorunda kaldı ve bence ilk hata -iki cephede birden- burada yapıldı. Tercihi Ali Koç yaptı. Halbuki Teknik Direktörün altında olacağı bir yapıda Teknik Direktör seçimini yapması gereken kişi Comolli olmalıydı. (Comolli hakkındaki görüşlerim bundan bağımsız, o makam ve sorumluluğun gereği buydu). Hatanın ikinci cephesi, seçilen isim ile ilgili Ersun Yanal'ın seçilmesi ile beraber Futbol Direktörü altında görev yapan Teknik Direktör modelinden Futbol Direktörü ile beraber görev yapan bir modele geçildi. Fenerbahçe yeni modele sadece 3 ay vererek, Türkiye'^nin eğitim sisteminde yaptığı çabuk değişiklik hatasını yaptı. Henüz sorunun Cocu isminde mi yoksa sistemin kendisinde mi olduğunu bilmiyoruz, bu sebeple eğer hatalı olan model ise bu modeli ileride tekrarlayıp aynı hataya düşme riskini aldık.


    Günümüze gelelim ve yukarıdaki üç nokta yönünden bakalım.


    Takımın yönetim şeması şu an için belirli (aslında bu da bir diğer hata, şu an için yönetim şeması için yeterli değil, en azından bir başkanlık dönemi boyunca bunun öngörülebilir olması gerekir diye düşünüyorum). Yönetim şeması içinde görevler de belirli; A takıma transferler öncelikle A Takım Teknik Direktörü talebi doğrultusunda yapılıyor, rotasyon ve genç transferleri ise Oyuncu İzleme Departmanı önerisi ile yapılıyor gibi duruyor. Damien Comolli ise transfer ve takım planlaması konusunda pazarlık noktasında devreye giriyor gibi gözüküyor. Peki belirlenen yapı başarılı mı? Henüz bilemiyoruz, Fenerbahçe için başarı şampiyonluk (zaman zaman bunun altı başarı olmasa dahi başarısızlık olarak kabul edilmeyebilir). Fenerbahçe şampiyon olamasa dahi yapı sebebi ile mi yoksa o yapı içindeki isimler sebebiyle mi şampiyon olamayacak bunu sezon sürecinde, inşallah görmeyeceğiz.


    Benim bu anlattıklarıma göre yönetim bir türlü mes'ul olamıyor gibi görünüyor. Sorun ya Teknik direktörde ya da Futbol Direktöründe, yönetim onları değiştirdiği en olmadı yapıyı değiştirdiği anda işten yırtmış olacak gibi. Benim için öyle değil, onların işi de yapıyı ve yönetecek ismi doğru seçmek. Geçen sezon önceki yönetimin enkazı değil ama sancıları ve kötü girilen sezonla beraber yanlış kararlar verseler de onları 20 yıllık bir değişimin yükünü taşımaya yormak istiyorum. Bu sene ilk tercihlerini hem yapı hem isim konusunda yaptıklarını varsayıyorum, hepimiz hata yapabiliriz ve ikinci bir şansı hak ederiz. Bir ikinci şansları olacak benim nezdimde ama o kadar.


    Bu işin futbol yönetim ayağı. İkinci kısmı ise mali ayağı.


    Yönetimin bence asıl parladığı nokta tam olarak burası. Futbol ve diğer branşların yönetimi yanında kulübün mali yönetimi yönetimin ikinci görevi. Bu hususta yönetim gerçek bir enkaz devraldı. Aziz Yıldırım'ın seneler boyunca özellikle 3 Temmuz sonrası yanlış yönetim metodları, Türkiye'nin yaşadığı ekonomik kriz ve bunun bağlı olduğu döviz krizi ile birleşince borç katlanarak arttı. Bununla beraber yeni yönetim gelişi ile beraber ciddi bir kaynak aktarımı yaptı. Bu iyi bir yönetim değil ama hakikaten vefası kolay kolay ödenmeyecek bir bağış. O da yetmedi, Ali Koç kendi şirketlerini de kulübe sponsor etti. Bunlar uzun süreli de değil, daha iyisi bulunduğu anda fesih edilebilmesi için senelik yapıldı. Bunlar tekrar ediyorum yönetim başarısı değil ama bunun vefasının ödenmesi gerçekten kolay değil. Bu hataları görmezden gelmek demek değil adaletli davranabilmek demek.


    Peki iyi yönetim ne? İyi yönetim örneği mevcut şartlarda FenerOl gibi bir kampanyayı yapabilmek evvela. UEFA ile iletişime geçip bunu gelir olarak kabul ettirebilmek ciddi bir beceri. Çünkü bildiğim kadarı ile o bağışlar dernek üzerinde kulübe giriyor, UEFA normalde sportif bazlı gelir istiyor, bu görüşmelerle bunu kabul ettirmek iyi bir yönetimdir.


    Fenerbahçe'nin finansal tablolarını modern muhasebe standartlarına çekmek belki iyi sayılmaz ama doğru yönetimdir.


    Benim için kısaca mesele böyle, başarısız ya da başarılı demek için çok erken olduğunu düşünüyor, Ali Koç'un başkanlık dönemleri 4 senelik olmalı açıklamasına kesinlikle katılıyorum.

  • Yazdıklarınızın tamamına olmasa bile çoğuna katılıyorum ve bu konuda en hayati önemdeki soruyu sormama lütfen müsaade ediniz. Aziz Yıldırımı veya Ali Koçu bir kenara koyalım siz Türk Profesyonel liglerindeki “hoca” veya “teknik direktör” diye anılan antrenörlerin futbol konusunda kafi derecede bilgili olduklarına, batı medeniyetindeki yenilikleri gecikmeden takip eden ve uygulayacak kapasiteye sahip olduklarına inanıyor musunuz?

  • Ben de kısmen memnunum. Yazıya bir itirazım, bir de eklemem olacak. İtiraz kısmı ilk hataya olacak. Birincisi futbol direktörünün altında çalışan, futbol direktörü tarafından belirlenen teknik direktör modeli işleyişine en özenilen kulüplerde bile böyle çalışmıyor. Teknik direktör kararını tek başına belirleyebilen bir futbol direktörü dünyada yok. İllaki yönetim veya onun uzantısı devreye giriyor. En azından bizim seviyemizde ve bizden yukarıdaki takımlarda. Hayali çok güzel ama pratikte bunu uygulayabilen belki Almanya'dan çıkar bir iki tane takım. Genelde isimler sunuluyor, son noktayı yine yönetim kanadı koyuyor. Şimdi Cocu'yu Comolli mi önerdi, yoksa ondan bağımsız mıydı hatırlamıyorum ezberden konuşmayayım ama Ersun konusunda Ali Koç'un aksiyon almasını ben bir hata olarak görmüyorum. Tepe taklak giden bir takım vardı, eğer müdahale edilmesi gerekmese yada sezonu cocu'nun yardımcısı ile tamamlayabilecek olsak yine Comolli'nin listesi üzerinden gidilebilirdi. İkincisi o sıralarda kötü gidişattan ve bir takım problemlerden dolayı Comolli'nin pek bir ağırlığı kalmamıştı karar alma noktasında. Üçüncüsü de Comolli'nin yeterliliğini daha gelmeden tartıştık zaten de, ülkeye geleli 6-7 ay olmuş bir adama teknik direktör kararını bırakmak çok doğru olmazdı. Yani Comolli Ersun'la çalışmak istese ve çalışabileceğini söylese dahi Ersun kim bilmediğinden gidip yine yabancı birilerine gidecekti. O gün yapılması gereken şey yapıldı. Camiadan da o kadar baskı varken üstelik. Ben bu futbol direktörü meselesinin biz düzlüğe çıkana kadar rafa kalktığını düşünüyorum. O da senin saydığın sebeplerden. Aziz Yıldırım'ın takıma müdahale ederkenki motivasyonunun ne kadar geçerli olduğunu görüyoruz.


    Ekleme yapacağım kısım da stoper konusu. Şu an transfer işi de Ersun'un istekleri doğrultusunda, yönetimin kontrolünde ilerliyor. Başkan'ın bile birkaç transferde devreye girdiği söyleniyor. Geçen sene yapılan bütün transferleri belirli bir mantık çerçevesine oturtmuş ve genellikle savunmuş biri olarak bu stoper işi benim bile canımı sıkmaya başladı. Geçen yaz da yapılacak ilk transfer stoperdi. Tamam, belirli bir planla gelinmedi. Çok uzun süre Mina, Zouma, Rojo gibi yüksek profilli stoperler kovalandı. Bunlar olmayınca free Reyes denendi. Okey. Ama bu yaz gerçekten Neus ve Skrtel de gitmişken, yapılacak ilk hamle stoperdi. Bir tane alıp gerekrise ikincisini EPL'de transfer kapandıktan sonra kovalardın. 5 Ağustos oldu, hala elde stoper yok doğru düzgün. Yani Free yada kiralık bi stoper bulmak çok mu zordu ben anlamıyorum. Gerçi bunun sebebi biraz da Comolli'nin tamamen devre dışı kalmış olması. Şimdi muhtemelen Zanka falan gelecek. O da patlarsa hiç bi izahı olmaz şu saçma bekleyişin.


    Neyse, tüm bunlar bi kenara şu an top tamamen Ersun Hoca'da. Bütün transferleri kendisi yaptı. Olmadı, eksik kaldı vs diyecek bi durum yok. Bi şekilde şampiyon yapacak şu avrupa'sı olmayan takımı.

  • Ben de kısmen memnunum. Yazıya bir itirazım, bir de eklemem olacak. İtiraz kısmı ilk hataya olacak. Birincisi futbol direktörünün altında çalışan, futbol direktörü tarafından belirlenen teknik direktör modeli işleyişine en özenilen kulüplerde bile böyle çalışmıyor. Teknik direktör kararını tek başına belirleyebilen bir futbol direktörü dünyada yok. İllaki yönetim veya onun uzantısı devreye giriyor. En azından bizim seviyemizde ve bizden yukarıdaki takımlarda. Hayali çok güzel ama pratikte bunu uygulayabilen belki Almanya'dan çıkar bir iki tane takım. Genelde isimler sunuluyor, son noktayı yine yönetim kanadı koyuyor. Şimdi Cocu'yu Comolli mi önerdi, yoksa ondan bağımsız mıydı hatırlamıyorum ezberden konuşmayayım ama Ersun konusunda Ali Koç'un aksiyon almasını ben bir hata olarak görmüyorum. Tepe taklak giden bir takım vardı, eğer müdahale edilmesi gerekmese yada sezonu cocu'nun yardımcısı ile tamamlayabilecek olsak yine Comolli'nin listesi üzerinden gidilebilirdi. İkincisi o sıralarda kötü gidişattan ve bir takım problemlerden dolayı Comolli'nin pek bir ağırlığı kalmamıştı karar alma noktasında. Üçüncüsü de Comolli'nin yeterliliğini daha gelmeden tartıştık zaten de, ülkeye geleli 6-7 ay olmuş bir adama teknik direktör kararını bırakmak çok doğru olmazdı. Yani Comolli Ersun'la çalışmak istese ve çalışabileceğini söylese dahi Ersun kim bilmediğinden gidip yine yabancı birilerine gidecekti. O gün yapılması gereken şey yapıldı. Camiadan da o kadar baskı varken üstelik. Ben bu futbol direktörü meselesinin biz düzlüğe çıkana kadar rafa kalktığını düşünüyorum. O da senin saydığın sebeplerden. Aziz Yıldırım'ın takıma müdahale ederkenki motivasyonunun ne kadar geçerli olduğunu görüyoruz.


    Ekleme yapacağım kısım da stoper konusu. Şu an transfer işi de Ersun'un istekleri doğrultusunda, yönetimin kontrolünde ilerliyor. Başkan'ın bile birkaç transferde devreye girdiği söyleniyor. Geçen sene yapılan bütün transferleri belirli bir mantık çerçevesine oturtmuş ve genellikle savunmuş biri olarak bu stoper işi benim bile canımı sıkmaya başladı. Geçen yaz da yapılacak ilk transfer stoperdi. Tamam, belirli bir planla gelinmedi. Çok uzun süre Mina, Zouma, Rojo gibi yüksek profilli stoperler kovalandı. Bunlar olmayınca free Reyes denendi. Okey. Ama bu yaz gerçekten Neus ve Skrtel de gitmişken, yapılacak ilk hamle stoperdi. Bir tane alıp gerekrise ikincisini EPL'de transfer kapandıktan sonra kovalardın. 5 Ağustos oldu, hala elde stoper yok doğru düzgün. Yani Free yada kiralık bi stoper bulmak çok mu zordu ben anlamıyorum. Gerçi bunun sebebi biraz da Comolli'nin tamamen devre dışı kalmış olması. Şimdi muhtemelen Zanka falan gelecek. O da patlarsa hiç bi izahı olmaz şu saçma bekleyişin.


    Neyse, tüm bunlar bi kenara şu an top tamamen Ersun Hoca'da. Bütün transferleri kendisi yaptı. Olmadı, eksik kaldı vs diyecek bi durum yok. Bi şekilde şampiyon yapacak şu avrupa'sı olmayan takımı.

    Ben yine soruyorum Türkiye’de Avrupa ayarında lisan bilen, her teknolojik gelişmeyi takip edebilen ve “hoca” denilebilen kim var? Ayrıca Comolli antrenör değil sadece yönetimin verdiği talimatlar çerçevesinde yabancı yönetici ve futbolcularla temas kurup pazarlık etme yetkisi olan biri. Ona kimi gösterirlerse gidip onun menejeri veya kendisi ile konuşur. Fenerbahçe’nin menfaatlerine bağlı emlakçı gibi görebilirsiniz. Futboldan hiç bilgisi olmayan binlerce kişi Comolli’nin ne görevi olduğunu dahi bilmiyor.

    Gelelim Ersun Yenal’a; Bu kişi istediği futbolcuları aldırıyor, istediğini sattırıyor tamam ancak yine şampiyon olunmazsa ne olacak? Suç kime yüklenecek? Bir yıl daha mı kaybedilecek?

    Diğer takımlar uyumuyor onlarda çalışıyor. Bana sorarsanız liglerin başlamasına bu kadar az zaman kala hala savunmayı güçlendirememiş olmaları Fenerbahçe için büyük dezavantajdır.

    Tek positif transfer savunmada kaleci Altay gerisi (savunmada) şampiyonluğa yakışan futbolcular değiller.

    Elbette Yönetimin acemiliği çok büyük rol oynuyor.

    Hiçbir zaman arzu etmem ancak Şurası bir gerçek bu yönetimin başarısız olup gitmesi sanırım gelmesinden daha büyük ses getirebilir. 21.ci asırda, Futbolun bu kadar açık ve net olduğu internet ve iletişim dünyasında acemilik çekmenin ne demek olduğunu düşünmeyi sizlere bırakıyorum.

  • Kimse yok. O profile en yakın, her ne kadar sevmesem de Hikmet Karaman var. Onun da çapı belli. Savunma dışında diğer transferler de hep bilinen, riski az oyuncular. Bu sene bir şekilde şampiyon olunursa o zaman daha rahat hareket edilir.

  • Kimse yok. O profile en yakın, her ne kadar sevmesem de Hikmet Karaman var. Onun da çapı belli. Savunma dışında diğer transferler de hep bilinen, riski az oyuncular. Bu sene bir şekilde şampiyon olunursa o zaman daha rahat hareket edilir.

    Doğru katılıyorum size ANCAK ne kadar acı değil mi? 80 milyonluk bir ülkede doğru dürüst lisan bilen ve Avrupayı takip edip uygulayabilecek kapasitede “hocaefendi” yok.

    Pekiyi de siyasetçi var mı?